" Wake up the dawn and ask her whya dreamer dreams she never dieswipe that tear away now from your eye. . . "
Onunla flört etmeye 1998 yılında,bir grup ortaokul arkadaşımla beraber sevmediğimiz klişe derslerden kaytarıp da özgürlük alanımızda kendimizi iyi hissettiğimiz yer olan tiyatro salonunda başladım diyebilirim.Buradan nasıl ifade edebilirim bilemiyorum ama bende ilk anda görüp de beni çarpan bir kız etkisi yaratmıştır,ona ilk bakışınız ve/veya bakışlarınızı kaçırışınız,daha sonra da onu her zaman yanınızda istediğiniz ve bu etkinin içinizde hissettirdiği tarif edilemeyen şeyler olur da çıkar ya,işte böyle bir etki...Artık o sizin için bir Aylin,Ezgi,Deniz,Selin gibi biri olmuştur,bir zamanlar önemli ama tanıştığınız andan itibaren geçmiştekilerden farklı olan biri. OASIS .O zamanlar mp3 oynatıcıların,Youtube’un olmadığı ve internetin bu kadar gelişmediği bir zamandı ve işte yukarda yazdığım sözleri de ya MTV’den yada antishock özellikli CD playerlar aracılığıyla dinleyebilirdiniz, biz de ya TV’den yada CD çalarla ders çalışırken,otobüsdeyken dinlerdik.Benim 98’den beri dinlediğim ve albümlerinin çıkması için heyecanla beklediğim bir grup olması bu yazıyı yazmama aracı oldu. Onu ilk kez dinlediğimde sezinlediğim şey farklı bir tonu ve ruhuma farklı bir dokunuşu olmasıdır.Oasis’in en iyi albümlerinden birisi de genel otoritelerce kabul edilen,benim de tekrar tekrar dinlemekten kendimi alamadığım (What’s The Story) Morning Glory? Albümüdür. Bu albümle Oasis tanıtımı yapmaya başlamamdaki sebep tabii ki içinde bulunan ilk başta “Wonderwall”, ”Don’t Look Back In Anger”, ”Morning Glory” ve “Champagne Supernova” adlı şarkıları hem dünyada hem de İngiltere’de kitleleri peşinden sürüklemiş hem de o kadar ün sahibi olmuştular ki Dünya çapında bir kesimin The Beatles grubu’nun popülaritesini bile yerinden sarsabileceği hatta The Beatles’ın 90lara uyarlaması tarzında bir takım dergilerde ve müzik otoritelerinin yorumlarında bulunmalarını sağlamıştır.Oasis’in 1994 yılında ilk defa piyasaya çıktığı albümünden itibaren işte daha önce de dediğim gibi İngiltere haricindeki Anglosakson Dünyasında müzik tarihinin en önemli gruplarından biri haline gelmiştir. Bu grubun çıkış felsefesine derinlemesine bir giriş yaptğınızda 1970ler sonunda ortaya çıkan ve Thatcher İngiltere’sinde güçlü bir etkide bulunan ve Blur, Verve gibi grupların arkasından emin adımlarla Britpop’un temel taş gruplarından olan Radiohead, Coldplay,Suede gibi gruplar da 90’ların başında çok popüler olup zirveye tırmanan gruplarla beraber bir tatlı rekabete girişmiştir.
90’ların başında Liam Gallagher tarafından kurulan Oasis, Liam’ın ağabeyi Noel’in gruba katılmasıyla birlikte asıl biçimini almıştır. Gallagher kardeşlerin yanında gitarda Paul Arthurs, bas gitarda Paul McGuigan ve davulda Tony McCaroll ile grup son şeklini almıştır. Oasis ilk başlarda farklı bar ve kulüplerde kendi müzik anlayış ve tarzlarını sergiledikten sonra, Creation Plak Şirketi’nin dikkatini çekmiş ve 1994 baharında “Supersonic”adlı ilk single’ları piyasaya çıkartmış olan grup, bu şarkıyla İngiltere listelerine girmiş ve çok olumlu eleştiriler toplamıştır. Hatta 3. singleları olan “Live Forever”, İngiltere’deki listelerinde ilk 10’a girmiştir ve bu da pek tabii ki Oasis’in tanınmasında büyük rol oynamıştır. İlk albümleri olan “Definitely Maybe”, İngiltere tarihinde en hızlı satış yapan ilk albüm olmuştur. İşte bundan sonra da ciddi bir biçimde The Beatles grubunun yerini alacak olan grup olarak dünya kitleleri’nin bunu dillendirilmesinin kapısını aralamışlardır. “Supersonic” listelerde tırmanmaya devam etmiş ve “Whatever” adlı single, artık engellenemez çıkşın geldiği bir zirve olmuştur. Oasis Everest’in zirvesinde yani Dünya’nın çatısından aşağıya doğru bakıp olup bitenleri gözlemlemekteydi ki Radiohead ve hemen ardından ortaya çıkan Coldplay’de de bu önlenemez çıkışın benzeri girişimlerini ve bu çıkışın stratejilerinin izlenip uygulamaya nasıl konulacağı soru kombinasyonları içinde kendilerini bulacakları bir dönemin içine girmişlerdir. “Live Forever” adlı single,1995 yılı başında ABD’de çok popüler oldu ve ilk albümle ABD’de altın plak kazanan Oasis, bu arada davulcu Alan White’ı gruba dahil etti.Mayıs ayında piyasaya çıkan single “Some Might Say”, listelere 1 numaradan giriş yaptı ve Oasis 1995 yazını yeni albümün kayıtları üzerinde çalışarak geçirdi.1995 yılının Kasım ayında piyasaya çıkan “(What’s the Story) Morning Glory?” adlı 2.albüm, listelere 1 numaradan girip Dünya çapında 19 milyon satarak, İngiltere müzik tarihinin en çok satan ikinci albümü oldu. “Wonderwall” adlı single, tüm Dünya listelerinde bir numaraya ulaşırken,“Don’t Look Back in Anger” adlı 2. single da benzer bir başarı elde etti. Bu arada “Champagne Supernova”, Amerika listelerinde 20. sıradaydı. 1996 yılında, 1998 yılında ise toplama bir albüm olan “The Masterplan”ı piyasaya çıkaran grup,1999 yılında 4.albümün kayıtları sırasında gitarist Paul Arthurs ve
bas gitarist Paul McGuigan’ın gruptan ayrılması’nın ardından yerlerine gitarist Gem Archer ve basa da Andy Bell geldi.2000 yılında,“Standing on the Shoulder of Giants” piyasaya sürüldü. Satış rakamları iyi olsa da, eleştirmenler tarafından çok sıcak karşılanmayan albümden “Go Let It Out” adlı single, İngiltere listelerinde bir numaraya ulaştı. 2002 yılında da “Heathen Chemistry” piyasaya çıktı ve Liam Gallagher’ın bestelediği “Songbird” adlı single, yine İngiltere listelerinde hatırı sayılır bir dereceye girdi. Bu arada da yeni albümün kayıtları sürerken,Oasis’in davulcusu olan Alan White da gruptan ayrıldı.Yerine,The Who’nun bateristi Zak Starkey geldi bu da evsanevi grup The Beatles grubunun Ringo Starr’ı olan Richard Starkey’in oğlu olan Zak’ın gruba transferi Beatles’la olan karşılaştırma’nın yegane yansıması olduğunu kanımca kanıtlamış oldu. 2004 yılı Eylül ayında,“Definitely Maybe:The DVD” adlı albüm ve konser kayıtları, ilk albümün 10.yıldönümünde yayınlandı. Grup 2006 Mart ayında biten, 26 ülkeyi kapsayan büyük bir Dünya turnesine çıktı ve toplam 1. 7 milyon kişiye ulaştı. Aynı sene “Goal” adlı filmin soundtrack’ine “Who Put The Weight Of The World On My Shoulders” adlı yepyeni bir parçayı dahil eden Oasis,“Stop the Clocks” adlı iki CD’lik derleme albümü hayranlarına ulaştırdı.Yeni albümünü 2008’de çıkarmayı planlayan grup, albümde büyük bir orkestrayı kayıtlarında kullanmayı düşünüyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder