2008 Bahar Döneminin Ardından
Kendimi çok iyi hissediyorum...eskilere tekrar dönüşler olsa da haziranın ikinci haftasında. Geçen şu iki hafta boyunca kendimi gözlemliyorum da, çok iyiyim herşey rayında daha iyi de olacak dostum ;) .İnsan bunu yaşamalı mutlaka, gerektiği zaman "yelkenler fora!!!...başka limana yol alıyoruz!" diyebilmeli ki bunu yaptım defalarca.
Şimdi önümde bir takım yollar var. Bunlardan birini seçip hayallerimi gerçekleştirmek için elimden gelen en yüksek performansı göstermeye çalışıyorum desem yeridir.
Hayatımda planlama deyince, bunca zamana kadar ve aynı zamanda geleceğe ilişkin de hiç 30 yıllık kalkınma planlarına girişmedim...çünkü bakış açım felsefik olarak farklı buna karşı.
Muhasebesinin yapılacağı şey, o yola gitmek için senin ne kadar çaba harcadığının önemidir, bunu yaparken de ince ayrıntılar senin o yola ulaşman için olmazsa olmazındır.
Şu son cümlemde de bir takım değişiklikler oldu bu dönemde.
Şöyle ki , artık ayrıntıların da özenmenin de pek bir önemi olmadığını düşünüyorum o yolda ilerlerken. Burada analizi yapılacak şey: Özenilmesi gerekenleri es geçip, hayatında önemli bir yol olarak gördüğün fakat o yolun çıkmaz olmasına rağmen bunun farkına varmadan ilerlenmesidir.
Çünkü hataları hep bareberinde getiriyor.
E hani " Benden istediğin şeyi alabilme özgürlüğün, sadece benim sana ne kadar verdiğimle sınırlıdır " diyordun Aris?!.
Bu ne perhis bu ne salata turşusu misali davranışlar?!. İnsan, eğer birşeye gerçekten inanıyorsa, ve bu yol için kendini feda edecek kadar inanmşsa ona, ne olursa yapar. Eğer zaten kendine ters bir davranış sergiliyorsa zaten inanmıyordur o ideale, kendine bile...işte burda da insan faktörü devreye giriyor yanlışlar devreye giriyor...amaç bu yanlışları tekrarlamamalı ideallere gitme yolunda.
Ayrıntıların, bir şeyi yapacağın da varsa yapamamana neden olduğunu düşünmeye başladım. O yüzden yolun sonundaki ışığı görmem artık yeterli, yapmak istediğim şeyleri gerçekleştirmek benim elimde.
Ukalaca olacak ama hayatımda benim isteyip de elde edemediğim birşey olmadı, olmamıştır. Gelecekte de olmaz diye düşünüyorum. Belki çevrem böyle, cümlelere dökemediğim faktörler var belki...ondan kuruyorum bu cümleleri.
Benim amacım, işime yarayan şeyi almak; sonra bundan yararlanmak isteyenlerin beni bulması onların işi. Ben sadece bunu elde ettiğimi onlara göstermekle yetinirim. Bu, benim gelecekteki konmumla, iş yaşamından elde etmiş olduğum deneyimimle doğrudan doğruya orantılı ve şaşmaz bir söylem. Hayatta da önemli bir geçerliliği var ki bu dönemde bunu gördüm.
Son olarak Ex'in güzel bir sözü var "büyük resme bak!". Bu sözünü başka şeyler için söylemişti bana(!), ama ben anlatmak istediğim şey için kullanacağım...çünkü herşeyin olabileceği gibi ne yapsan da olmayacağı gerçeğı var bazı işlerde. Bunun için yaptığım şey: önümde olan tüm yolları değerlendirmek.
Sözün özü...hatalar beni olgunlaştırır, hatalar yapmak istenmez ama olması kaçınılmazdır. Şuan yeniden denizlerdesin dalgalarla boğuşacaksın, yağmur, şimşek, ne olacağı bilinmez bir sürü şeyler olacak bu yolculukta. Onun için gideceğin her yeni limanda daha fazla deneyim ve limandakilere karşı farkındalığını hissettirmen lazım!
Kendime güveniyorum, yapacağım herşeyi en iyi şekilde yaptım bunca zaman ve ilerde bunun meyvelerini toplayacağım...dediğim gibi hatalar beni olgunlaştırır!!!
30 Haziran 2009
-------------------------------------------------------------------------------------
Plan değil pilav mı lazım retoriğinin maya takvimiyle olan bağlantısı
Cidden bunun üstünde düşünmüyor değilim. Hani önünde bir yol vardır fakat, ışığı görmene rağmen bu ışığa nasıl bir yolculuk sonucu ulaşacağını bilemezsin. Bende de aynen bu yaşanıyor her insanoğlunda olduğu gibi, yada ona benzer cinsten. Aralık ayında herhangi bir aksilik çıkmazsa askere gidiyorum, malum vatana olan borcumuzu ödeyeceğiz. Askerlik mevzusu için düşünmedim değil hani; ister istemez nereye düşeceğiz sorusunun ötesinde acaba neci olacağız sorusu üstünde düşündüğüm bir konu olması, gayet masum bir soru olarak karşıma çıkmakta. Bunun dışında tabi şimdi de dostum olan ve ileride de dost olarak kalacağım Buğra ve Halis neler düşünüyorlar konusuna geldiğimizde tabi onların düşüncelerini burada ifşa etmek yazımın konusunu değiştirebileceğinden geçiyorum.
Gelecekte birbirimizden kopma olasılığının olmadığı bir arkadaşlığımız var, o yüzden şu askerlikten sonra neler yapabiliriz? gibi türden soruları Buğra'yla konuştuk, Halis'le 1 aydır neredeyse görüşemiyoruz o bakımdan onunla sınırlı bir paylaşımım oldu açıkçası. Boston'a gitme hayalimiz var bu konuda Halis'in tecrübesi ve bilgisi, amerika deneyimi hasebiyle gerçekleşmesi olası. Boston'a gitme nedenimiz tamamen amerikan yaşamına, dolayısıyla uluslararası deneyime sahip olma güdüsüyle düşündüğümüz bir hayal. Derinlemesine dair bir projeksiyonunu çıkartmadık çünkü derine indikçe iş içinden çıkılmaz hal alıyor. Bu konuda düşündüğüm şeyler: siktiriboktan bir dil kursuna yazılmak için para, a.b.d. vizesi, boston'a gidiş bileti ve en önemlisi o kursa gitmek için konsolosluğa söyleyeceğim, ayakları üstüne basan, ikna edici, oturaklı bir neden. Bunun dışındaki barınma ve çalışma konuları hazır gibi ama olmasa da olur bu işte herşeyde olduğu gibi riziko vardır.
Geçen bayram'da karşıma üç tane öneri geldi onları paylaşmam güzel olur diye düşünüyorum, ardından da derinlemesine inip bu tekliflerle, düşüncelerim arasında neden kaldığım konusunu açacağım.
Erdal eniştem, geçen bayram bize geldiğinde ister istemez artık yeni bir üniversite mezunu olduğumdan dolayı iş konularını, gelecekle ilgili düşüncelerimi falan sordu haliyle. Ben de açıkladım söyledim ne istemediğimi açıklamaya çalıştım. O da bana iki teklifte bulundu ve askerilik işini hallet gerisi kolay iş konularını düşünme dedi. Ardından Bayram bereketi mi bilinmez, bayramın son günü de Serkan abi'yle konuştuk konuları. O da bana önemli bir üniversiteden mezun olduğumu, bölümün de bizim şirketimiz için cidden iyi olduğunu ekleyerek CV'imi benim çalıştığım şirkete bırak seni işe alırız askerden sonra dedi.
Geçen gün de bir şirketin sahibi olan arkadaşımdan, kendi şirketlerinde çalışabileceğini bunun için eğer istersen babamla görüştüreyim seni dedi.
Anlayacağınız 4 tane teklif var ve hepsi çok cazip ve isim yapmış şirketlerin üst düzey görevlileri tarafından bana yapılmış olan teklifler.
Efenim olay bundan ibaret. ben de hala italya'da yüksek lisans mı yapsam? diye düşünüyordum daha geçen bahar aylarında. Daha sonra bu burs konusu yüzünden yatmıştı iptal oldu direk, ardından da boston rüyası ortaya çıktı. 3 kişi gideceğiz oraya diye sözleştik, şimdi de bu teklifler ortaya çıktı. Ben de haliyle kollektif hareket ederek mi yoksa bıreysel hareket ederek mi istediğim konumu yakalayacağım sorusunu kendime sorar oldum.
Bu tekliflerden birini kabul edersem 2 sonuç ortaya çıkacak: birincisi ben uğraşmadan torpil denen mevzuyla işe gireceğim. İkincisi ise kendi hayallerimdeki gibi bir didinme, tırmanmadan yoksun bir şekilde "armut piş, ağzıma düş" misali davranacağım. Bu hareketim, dostlarımdan hem uzak kalacağım hem de onlarla beraber hareket edemeyeceğim anlamına geliyor. İnanın bu olay göbek bağıyla birbirimize bağlı olmaktan ötürü gelen birşey değil, başka birşey. Beraber oraya gidip mücadele edeceğimiz, belki benim için ilk ciddi sınav olacak nitelikte bir olay bu boston mevzusu. Tıpkı benim tek başıma italya'da okuma isteğim gibi(onu da o.ç. papanın bana burs vermemesı yuzunden yattı ya(!)o da başka mevzu).
Kardeşim iş dönüp dolaşıyor geliyor kendi ayaklarında durup durmama konusuna. Plan kurmuşsun 30 yıllık kalkınma planı gibi, geleceğini planlamışsın falan filanı püsürünü düşünmüşsün. Bunların hepsi koca bir Boş. Ben de bu konuda oturaklı bir şekilde düşündüm açıkçası. hayallerimi gerçekleştirmek için para lazım, plan değil. Artık kafamda gerçekleştirmek istediğim şeyler için hesap yapmak istemiyorum. Para'm var demek ne kadar önemli onu anlıyorsun derler ya bazı zamanlarda. Cidden bu önemli hatta liberal biri olarak olaya bakıp düşündüğünde para, sana özgürlük katan birşey. Sosyal darwinizm bakış açısıyla düşündüğünde para yaşamanın, ayakta kalmanın, başkaları tarafından ezilmemenin bir gerekliliği kaçınılmaz olarak diyorsun. Bunun bir ucundan tutuyorum tutmasına ama herşeyin bir bedeli varmış gibi bu sefer onları kaybedeceğim. Geçici veya devamlı bir kayıp olacak belki ama sonuç olarak onlar gidecekler beraber, ben ise yalnız burada kalacağım. Bireysel davranışın bedeli timsali gerçekleşecek olan bir durum...liberal ekonomi'nin insanı yapmaya zorladığı şey: bireyci ol!, kendi menfaatini düşün! gerisini düşünme!. 4 önemli şirketin yapmış olduğu iş tekliflerinden birini kabul edip kısa yoldan isteklerime kavuşmak mı?, yoksa arkadaşlarımla beraber yola çıkma mı? çok zor bir seçimden daha geçiyorum sanırsam.
Maya takvimi malumunuz 2012'de bitiyor. Eğer bu cidden gerçekleşecekse işimiz kestirmeden bitiyor demek. Eskiden bu adamları ispanyolların katletmesi yüzünden, takvimin devamını yazacak adam kalmaması sonucunu doğurduğunu, eger tartısmalara bir son verilmek isteniyorsa benim bu işe el atmamın sorunu çözeceğine ilişkin uçuk çözüm önerileri getirebileceğimi söylüyordum. Hatta bunu şimdi birleşmiş milletlerde meksikayı temsil eden ekibin içinde olan arkadaşım Ricardo'ya da söylediğim görülmüş ve duyulmuştur. Ne kadar o zamanlar uçmuş olsam da çözüm önerilerim bakımından, artık kıyamet denen şeyin 2012'de geleceğinden kuşkum yok. Inanmamın nedeni de tamamen dünya'nın frenkansının(çivisinin çıkmasının)gittikçe kötüye doğru gitmesi. Insanlar buna dayandıkları ölçüde bir savunma mekanızması ortaya koyacaklardır ama, koyamayanların oranı koyanlara göre daha fazla olacaktır diye düşünüyorum. Aralarında ben de varsam, ne güzel ki 2 yıl parasal açıdan rahat olacağım demek oluyor bu. Ardından da sen sağ ben selamet bir şekilde bu dünyadan göçecem hahah((((: oldu da onlar arasında değilsem yandım gitgellerim çok olacaktır o zaman da.
19 Ekim 2009